İçerik Örnekleri

Ertelemenin Ertelemesi Olur mu? Olur…

Hayatımızda bize biçilen görev ve sorumluluklar çoğu zaman bizleri sınar, yorar, yıpratır. Böylesi zamanlarda tüm bunlardan kaçıp kurtulmak ve her şeyden koşarak uzaklaşmak ister insan.

Planladığın ama o planın yakınından bile geçmeyen bir hayat, üzerine üzerine gelen insanlar veya patronun, ülkenin güncel, ekonomik, politik ve siyasal durumunu anlatan olumsuz haber bültenleri, okudukça canını sıkan gazeteler, yolunda gitmeyen ve yığıldıkça yığılıp biriken işler, bekleyen ödemeler, etrafında sürekli mızmızlanan birileri seni yoruyor değil mi? Bir tek gün bile olsa tüm bunlardan kaç, kurtul. Nasıl mı? Çözümü aslında çok basit. Sahip olduğun ama, bu güne değin farkına bile varmadığın gücünü kullan ertele…

 

ertelemek.

 

Özellikle sabah erken kalkıpta mecburi şekilde işe ya da okula gitmek zorundaysan ve hayat seni bunlarla uzun zamandır sınayıp yoruyorsa, bir gün olsun hayattan kaçabilme lüksünü kullan.Çünkü bu hayat senin ve hayatının tekrarı yok! Emin ol bu güce sahipsin ve bunu yapabilirsin, evet, haydi korkma! Sakın endişe etme, kendini suçlu hissetme. Bu günlük her şeyi ertele! Bir mola al, rahatla. Sonrasına, ertesi gün bir biçimde bakarsın nasılsa…

Yeni güne gözünü açtığında bir şeyleri ertelemek için hiç bir nedenin yoksa, hayatındaki her şey yolunda gidiyor olsa bile, üzerinde uyuşuklukla karışık bir bıkkınlık da hissedebilirsin kimi zaman. Bu sabahki ruh halim bu diyorsan, tembellik etmek için en uygun gündesin demektir. Hemen gözlerini kapat, yorganı üzerine çek, sıcacık yatağında kıvrıl ve ertelemeyi bile ertele…

 

Yazar: F.Nur ŞEN

 

İçerik Örnekleri

Dikkat! Yanıcı Maddedir!

Fransız bir öğrenci olan Charles Sauria; uçlarından birinde içinde potasyum klorat bulunan karışıma batırılmış küçük kükürtlü bir tahta parçasını, basit şekilde sürtünmeyle alev alabilen beyaz fosfor katmayı akıl etti. Böylelikle insanoğlu ateşi bulduğundan bu yana onu cepte taşınır, kontrollü ve kolay kullanılabilir biçime ancak 1831 yılında getirebildi.

Türkiye, 1929′a kadar kibriti Avrupa’dan ithal ederdi. İlk kibrit fabrikası 1932 yılında İstanbul’da Büyükdere’de kuruldu. Yirmi yıl boyunca devlet tekelinde tutulan kibrit yapımı işi, 1952′de özel üretim yapılabilmesi için serbest bırakıldı. O günlerden bu yana içerisinde 40 kibrit çöpü bulunan kibritler ülkemizde halen yaygın olarak kullanılıyor.

Bu güne değin hiç bir kibrit kutusunun yanında kullanımına dair pek bilgi yer aldığı görülmese de, acaba bir kullanım kılavuzu olsaydı, üzerinde neler yazardı? Diye düşününce her nedense ironik biçimde ilk aklıma gelen, “kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir” oldu. Bu kavramı hemen herkesin aklına kazıtan diyetisyen; günün birinde, kullanım kılavuzu dahi olmayan kibrit kutusunun böyle bir tanımlama için kullanılarak popüler olacağını düşünmüş müydü acaba? Hiç sanmıyorum…

Çeşitli nesneleri amacının dışında kullanım ve benzetme yapma konusunda milletçe üzerimize yok ama, kullanım kılavuzu deyince iş bayağı bir ciddi hal almıyor da değil hani. Bu kez de aklıma ciddi, kurallara sıkı sıkıya bağlı Almanlar ve İngilizler geldi. Ben bir Alman veya İngiliz olsam, sanırım “Kibrit Kullanım Kılavuzu”nu ciddi ciddi şu maddeler halinde sıralardım:

– Dikkat!Yanıcı maddedir!
– Kutunun içinde ortalama 40 adet kibrit çöpü bulunur.
– Kutunun her iki yanında kırmızı fosfor, cam tozu ve bağlayıcıdan oluşan iki şerit bulunur.
– Kibrit ucunu bu şeritlere 45° eğimle sürterek ateş almasını sağlayınız.
– Kibritler iç ve dış mekanlarda kullanılabilir.
– İşiniz bittikten sonra, kibritin iyice söndüğünden emin olunuz.
– Ormanlık ve açık alanlarda kontrolsüz biçimde yerlere atmayınız!
– Söndüğünü düşündüğünüz kibrit çöpünü tekrar kibrit kutusunun içerisine koymayınız!
– Kibriti ve kibrit kutusunu çocuklardan uzak tutunuz!

Yazar: F.Nur ŞEN