İçerik Örnekleri

TV İzlemede Dünya Birincisiyiz

Televizyon izlenme oranı istatistiklerini değerlendiren Amerika kaynaklı bir web sitesinin verilerine göre; ülke olarak dünya genelinde günlük televizyon izleme oranlarında günde 330 dk ile dünya rekorunu elimizde tutuyoruz. Yaşasın!

Amerika bizi 293 dk ile yakalamaya çalışıyor fakat nafile bir çaba içerisinde. Bir rekor kırıp, birinciliği yakalamışız, kaptırmaya bu kez hiç mi hiç niyetli değiliz. Açık ara öne geçtiğimiz diğer ülkelerse sırasıyla: 265 dk ile Japonya gibi bir süper teknoloji ülkesi. Hemen ardından 261 dk ile makarna, sanat ve tasarım beşiği İtalya geliyor. 247 dk ile porselenci Polonya, 244 dk ile siestacı İspanya, 239 dk ile ex komünist Rusya, 232 dk ile aristokrasinin merkezi İngiltere, 226 dk ile moda ve sanat lideri Fransa, 221 Dk ile disiplinli Almanya nefes nefese bize yetişmeye çabalıyor. 217 dk ile Brezilya Samba’sının sıcaklığı ve Kore çalışkanlığı, 201 dk ile Avustralya egzotikliği ardımızdan nal topluyor, hızımıza yetişemiyor. Vay be, bu ne azim?

Açıklanan bu verilere göre, 330 dk boyunca kesintisiz TV izlemeyi bir dünya rekoru başarısı olarak kabul edip sevinsek mi? Yoksa teknolojinin sunduğu imkânlarla, tersine yaşanan bir evrilme olarak görsek mi bilinmez? Ama görünen o ki Türk insanı gün boyu 330 dk bıkmadan, usanmadan TV başında kalabilecek azim ve güce sahip görünüyor.

Günün çoğunu yarışma, evlilik, yemek programları, diziler ve maçlar kaplıyor. Yetmiyor, bir de dizi tekrarları, maç ardı, önü programları ile uzun uzun reklamlar insanımızı epeyce oyalıyor. Anneler, teyzeler, çocuklar, babalar, amcalar, TV makinesinden yayılan bu görüntülerle yaşamın tüm dertlerini tespih yapıp sallıyor.

Her geçen gün daha da artan bir hızla TV başına kitlenen halk, adeta madde bağımlısı gibi uzun saatler boyu TV karşısından ayrılamıyor. Özellikle içi boşaltılmış ve niteliksiz hale getirilmiş programlar, daha fazla reklam almanın elli tonunu sergiliyor. Sadece ticari kaygı ile basitçe üretilen programlar, artan izleyici kitlesini kısır bir döngü içinde giderek cahilliğin sınırlarına yaklaştırıyor. Günümüzün evlilik programları ve kurgulu ve amaçsız yarışma programları toplumun her katmanını bilgisizleştirmek için tek kelime ile zehirliyor…

 

Yazar: F.Nur ŞEN

 

İçerik Örnekleri

Mobil İnternet Özgürlüğü

Bir yere ve bir mekâna bağlı olmadan çalışmak, ya da internete girme fikrinden hoşnut kalan internet kullanıcıları sayesinde mobil internet, dünya genelinde çılgın bir hızla yaygınlaşıyor. Kullanıcıları her geçen gün katlanarak çoğalıyor…

mobil internett

 

Dünya genelinde masaüstü ve dizüstü bilgisayarların kullandığı kablolu internet teknolojisi, akıllı mobil telefon ve tablet bilgisayarların bireyi çok daha özgür ve bağımsız kılan özelliğine maalesef yenik düştü. Mobil cihazların bireylere verdiği özgürlük hissi sayesinde bir kabloya bağlanıp kalmak ve onun esiri olmak artık tarih oluyor.

Şu an, bu satırları okurken, bir mobil internet bağlantısıyla her hangi bir yerden internete bağlanan 5,5 milyar akıllı telefon ve tablet cihaz kullanıcılardan biri olma ihtimaliniz çok yüksek. İnternetin yaygın biçimde kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda, bunca insanın internetsiz yapamayacağını düşünmek neredeyse hayal ya da imkânsızdı.

Gıda, su, hava, elektrik, telefon, doğalgaz, TV gibi temel ihtiyaçlarımızdan biri haline gelen internet, bir de mobil olunca, “insanların değmeyin keyfine gitsin” demekten kendini alamıyor insan. Mobil internet ve uygulamalar her geçen gün bizi kendine daha da bağlıyor, hayatımızı kolaylaştırıyor. Fatura yatırmak için sıraya girmeye, işlem yapmak için bankaya gitmeye bile girmeye gerek kalmıyor. İşler, ofise gitmeden hemen mobil internet sayesinde anında hallediliyor, görüntülü konferans ile toplantılar kıtalar arasında yapılıyor.

İnsanoğlu, dilediğince internete her an, her ortamdan giriyor, aklına gelen, merak ettiği hemen her şeyi tarayıcılarda buluyor, bilgi ediniyor, fotoğraflar çekiyor, düzenliyor, bunları mobil uygulamalar sayesinde sosyal paylaşım sitelerinde başka insanlarla paylaşıyor, dünyanın bir ucundaki diğer insanlarla bağlantıyı hiç koparmıyor. Bu ilgi ve merak sayesinde mobil internet geleceğin vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri olarak üst sıralarda yerini almaya aday gözüküyor.

Yazar: F.Nur ŞEN

İçerik Editörü

Dayanmayan Telefon Şarjı Çıldırtır

Günümüzde sosyal medya araçları bizi smart telefonların ayrılmaz parçası haline getiren en büyük neden. Çok değil bundan 10-15 yıl önce, mahallede camdan cama yapılan kim kime ne demiş? Kim ne yapmış? Kimin oğlu kimin kızını sevmiş? Gibi ağızdan ağza yayılan komşu dedikoduları, artık sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapılır oldu. Ee, hal böyle olunca da anlık dedikoduya ve habere jet hızıyla ulaşmak her birimizin asli görevi haline geldi.

Bir çoğumuz farkında değil ama, sosyal medya her birimizi hipnoz olmuşcasına esir aldı. Caddede, sokakta, AVM’de otobüste, yürürken, spor yaparken, aklımıza gelen hemen her yerde, evde, yatakta, hatta wc’de bile smart telefonlarımızı elimizden bırakamaz olduk.

Günlük yaşamımızın asli amacı; aman gündemden geri kalmayım, aman haberleri kaçırmayayım, son dedikoduları yakalayayım halini aldı. Sosyal medyayı takip etmekten arta kalan zamanda, yemek yemek, uyumak ve çalışmak gibi temel insani ihtiyaçlarımızı dar zamanda adeta zipleyerek giderir hale geldik. Sosyal medyada sosyalleşirken! gerçek hayattaki sosyal ilişkilerimize yabancılaşır olduk.

Olur olmadık zamanlarda “Bir girip; facebook, twitter, instagram hesabımı kontrol edeyim, paylaştığım fotoğraf veya durum bildirimi kaç like almış? Kim, ne yorum yapmış? Eski sevgilimi gizliden takip edeyim, bakalım bu gün kiminle neredeymiş? Ne yapmış?” Gibi türlü dayanılmaz meraklar, telefon şarjını sömüren en büyük sorunlarımızın başını çekiyor. İşte tüm bu sosyal medya merakı ve takibine can dayanıyor, ama şarj dayanmıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre; sosyal medya kullanıcılarının %90’ı, saat 22:00-23:00 ve 04:00-05:00 saatlerinde yoğun biçimde sosyal medya araçlarını kullanıyor. Bu da demek oluyor ki, yatağın bir kenarından uzanan bir kabloya bağlı olarak uykuya dalınıyor. Eğer, şarjım yeter deyip de hemen yanı başınızdaki şarj kablosuna telefonu takmadan uykuya yenik düşüyorsanız, sabah çalmayan alarm işe geç bırakabiliyor ya da düşük batarya kabusu trafik çilesi gibi dertleri işe geç kalma telaşına ekliyor.

Sonuç olarak batterry low uyarısı, çılgın sosyal medya takibi bağımlılarını çileden çıkartan en büyük sorun haline geliyor. İnsanoğlu, göbek kordonundan bile en fazla 15 günde ayrılırken, görünen o ki telefonun şarj kordonu ile yakın göbek bağı sosyal medya var olduğu sürece hiç kopmuyor. Her gece başucundaki şarj kablosuyla sınav verdirtiyor.

Yazar: F.Nur ŞEN